Mahallenin En Mutlu Bebeği
Seyyaf bebekken sanırım bu kitap Türkçe’ye çevrilmemişti henüz, zaten benim geç haberim oldu varlığından. Neyse ki “yumurcak” konusunda şanslıydım. Seyyaf tam da bir buçuk yaşına geliyordu okuduğumda ve dört yaşına kadar da işime yarayacak. Şimdi iki numarayı beklerken bu kitabı da okumuş olmak büyük bir nimet oldu. Ayrıca sanki kendime bir kalkan hazırladım, tabi ki ihtiyaç duymamayı dilerim ama şimdi bir bebeğe nasıl yaklaşmam gerektiğini daha iyi biliyor gibiyim. Hele kolik bir bebeğe!
Kitap format olarak, genel bir bebek bakımı kitabı değil, bu maksatla alıp okumaya başlarsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Yani bir bebeğin banyosu, günlük bakımı, emzirme teknikleri tarzı bilgiler yok. Kitap genel anlamda -özellikle kolik olan bir bebeği- nasıl susturabilir, ağlamasıyla nasıl başa çıkabiliriz üzerine kurulu.
Harvey Karp bebekleri sakinleştirmenin düşünüldüğü kadar da zor bir iş olmadığından yola çıkarak kaleme almş bu kitabı. Zaten bu ağlamaların önüne geçebilmek için gereken uygulamaları yaptığımızda “mahallenin en mutlu bebeği”ne kavuşmuş olacağız. Peki, buraya kadar iyi hoş da nasıl olacak bu iş ve neden bazı bebekler daha çok ağlarken bazıları sakindir?
Doğduktan sonraki üç aylık sürece “dördüncü üç ay” adını veriyor Karp. Yani bu görüşe göre, bebekler üç ay erken doğuyorlar ve bu nedenle onlara rahim pozisyonunu hatırlatacak, kendilerini yine rahimde gibi hissetmelerini ve böylece güvende olmalarını salık verecek uygulamalar yapmak gerekiyor. Bu üç aylık dönem sonunda, dünya algılarının, hayata alışma sürelerinin başladığını söyleyen yazar, bu süreci atlatana kadar onlara destek olmamız gerektiğini söylüyor.
Sakinleşme refleksi dediği bir kavram var yazarın. Bu, beyne gönderilen bir sinyalle bebeğin sakinleşmesini sağlıyor. 5s tekniği de bu sinyal yoluyla refleksi harekete geçirebilmek için uygulanıyor. Neden her bebekte ihtiyaç duyulmuyor derseniz, bazı bebeklerin bu refleksleri çok kuvvetli olduğu için, onlar kendi kendilerini sakinleştirmede diğerlerine nazaran daha iyi durumdalarmış. Öyle olmayanlar için ise, iş anne-babalara düşüyor.
Meşhur 5s tekniği tüm detaylarıyla anlatılmış(aşağıda okuyacaksınız), öncesinde ise Karp temele inmeye çalışmış. Bu teknikleri nasıl bir araya topladığını, nereden saptadığını, işe yaradığından nasıl bu kadar emin olduğundan bahsetmiş. Farklı kültürlere baktığında(kitapta birçoğundan ismen bahsediliyor) onların neden kolik gibi bir derdi olmadığını ya da eskiden bizim toplumlarımızda neden böyle sorunlar yoktu da sonradan ortaya çıktı gibi soruları sormuş kendine. Bu soru çerçevesinde inceleme yapmış. Uygulama farklılıklarını görünce, o sakin bebeklere biz neden sahip olmayalım diyerek, yüzyıllardır uygulanan ve hem annelerin hem bebeklerin rahat edeceği 5s tekniğini ortaya koymuş.
İlk bölümde kolik konusuna epey bir yer vermiş, nedir ne değildir, hangi durumlarda bebeğe kolik tanısı konabilir gibi. Ve sanılanın aksine, koliğin bir hastalıktan, rahatsızlıktan kaynaklı değil, bebeğin sakinleşme refleksini kendi başına harekete geçirememesinden kaynaklandığını belirtmiş.
“Koliği sakinleştirmek için rahmi taklit etmek, kültürümüzün görmezden geldiği tek eski bilgi değildir. Geçtiğimiz elli yıl içinde uzmanlar neredeyse yok olmak üzere olan başka bir tarihi alışkanlığın, emzirmenin de faydalarını dikkatli bir biçimde kanıtlamıştır.”
Kundaklamak: Sıkıca kundaklamak sakinleştirmenin temel taşı, huysuz bebeğinizi avutmanın ve sakin kalmasının sağlamanın ilk adımıdır diyen Karp, bebek kundaklanma esnasında çırpınıp ağlıyor diye, bunu bebeğin kundaktan hoşlanmadığı şeklinde algılamanın yanlış olduğunu, kundak içinde bebeğin rahatsız değil, aksine rahat olacağını söylüyor.Ve kundaklandığı halde hala ağlamaya devam ederse, bu durum ebeveyni caydırmamalı, çünkü kundak bebeği bir anda sakinleştirmek için değil, diğer dört adıma gidebilmek için uygulanıyor. Şekillerle doğru kundaklama biçimini gösteriyor kitapta, ayrıca bebeği içinden çıkamayacağı şekilde sıkı kundaklamak gerekiyor ve bu konuda babaların annelere göre daha iyi olduğunu söylüyor. Yaz ayında bile olsa, bebeği kundaklamak gerektiğini, böyle zamanlarda battaniyeye sarılacağı için terlemeyi önlemek adına içine bir şey giydirilmemesini tavsiye ediyor.
Yan ya da Yüzükoyun Yatırma: Yine resimlerle farklı tutuş pozisyonları gösteriliyor. Bebeği sırt üstü yatırmanın onu rahatsız hissettireceğini söyleyen yazar bir konuda uyarıyor: Sakın yüzükoyun şekilde uyutmayın!
Şşttt Sesi: Bizde bebeklerin yanında fısıltıyla konuşulur, onların sesten rahatsız olmamaları için elden ne geliyorsa yapılır. Oysa Karp, asıl bu sessizliğin bebeği sinirlendirdiğini, onun dokuz ay boyunca bir elektrik süpürgesinin sesinden bile yüksek sesli bir ortamda kaldığını söylüyor: “Yüksek ve monoton ses bebeğinizin rahminizde duyduğu sesi taklit ederek, sakinleşme refleksini tetikler.”
Sallama: Bebeğin vücut dengesini koruyarak hızlı sallamak gerekiyor. Sakince, yavaşça değil, etkileyebilecek biçimde.Zaten kundak içinde olduğu için tutması da kolay oluyor. Sarsmak ve sallamak çok farklıdır, sallarken hem baş ve vücut orantılı duruyor-malum onlar daha kafalarını dik tutamıyor, dikkat etmek lazım- hem de hareketler sık ve sert olsa da küçüktür. Yani baş havada uçmuyor. Ayrıca sinirliyken her an ters bir sallama-sarsma karışımı hareket yapma ihtimalimiz olduğunda, öyle anlarda bebek ağlasa bile sallamaya kalkmamamızı öneriyor. Seyyaf bebekken sallamanın gaz çıkarmada da yardımcı olduğunu duymuştum birisinden. Hakikaten de ne zaman sallasam bebek rahatlıkla gaz çıkarıyordu. “Zıplatmak, hava kabarcıklarının serbest kalmasına ve bebeğinizin gaz çıkarmasına yardımcı olur” demek ki doğruymuş.
Emmek: “Emmek fetüslerin koruyucu sakinleşme refleksini tetikleyerek hayatta kalma şanslarını artıran en eski yollardan biridir.” Bu nedenle bebeklerde emzik kullanmanın sakıncalı olmadığını, fakat bunun önlemez alışkanlık haline gelmemesi için altı aylıktan önce bıraktırılması gerektiğini söylüyor. Fakat anneyi emmeyi tam olarak öğrenip, oturtana kadar ilk birkaç hafta için en azından emzik vermemeyi de tavsiye ediyor. “Göğüs ucuyla karıştırılmamaları için bebeğin hayatının ilk iki ya da üç haftasında emziklerden ve biberondan uzak durmak gerekir.”
Bu beş temel prensibi ayrı ayrı uygulamak istenen sonuca götürmüyor ebeveynleri. Hepsini baştan sonra, eksiksiz ve doğru bir yöntemle uygulamak gerekiyor. Böylece uygulandığında kesin sonuç alındığını söyleyecek kadar iddialı yazarımız. Hem kendi uygulamalarında-videoları da var-hem öğrettiği ebeveynlerin gelen yorumlarında çıkan sonuca göre, gerçekten de işe yarıyor. Anne-babalar kitaptaki yazılarında nasıl etrafa hava attıklarını anlatıyorlar , çılgınca ağlayan bir bebeği birkaç dakika içinde sakinleştirerek.
Bu tekniğin dışında bir de bebeğe masaj yapmanın da onu rahatlattığından, denenebilecek bir yöntem olduğundan ve nasıl uygulandığından bahsediyor. Ayrıca farklı birkaç yöntem daha sunmuş bebekleri sakinleştirmek için-arabada kısa bir gezinti gibi-. Ve sonuç olarak da bebeklerin böyle sakinleşmiş halde iyi uykulara dalıp bizim de iyi uyumamıza sebep olacaklarını söylüyor. Henüz deneyip görmedik, umarım gerek de kalmaz:)
Ve yazarın kitabın sonundaki sözlerine yer vererek özetimize son verelim:
“Göz açıp kapayıncaya kadar, kucağınıza kıvrılan o yeni doğmuş bebek yürüyen, konuşan, yıldırım hızında emekleyen bir bebeğe dönüşecek.”
O zamana gelene kadar, bebeklerimizin büyümesini adım adım takip edebilmeyi, sonradan pişman olacağımız hareketlerden kaçınmamızı ve sağlıkla büyütmemizi dilerim…
Kitabın Adı: Mahallenin En Mutlu Bebeği
Yazar: Harvey Karp
Sayfa Sayısı: 392
Yayınevi: Yakamoz
Biz Nereden Aldık: Makro Market




Teşekkür ederiz:) Elinize ve beyninize sağlık. Çok güzel olmuş:)
rica ederim:)