Seyyaf & Hümeyra

Hayırla Büyüyün…

Archive for the ‘Hamileler için Pratik Bilgiler’ Category

Kolay Bir Doğum İçin…

Posted by ummuseyyaf 07 Mart 2014

Hamilelikte anne adayının en çok dua ettiği konu sağlıkla bebeğine kavuşmak ve kolay bir doğum yapmak. Bazı hamile okurlarımdan aldığım mailler, bazı forum/blog ortamlarında gördüğüm hamilelerin birbirlerine tavsiye ettiklerini toparlarsak ortaya şöyle bir soru çıkıyor: Hamilelikte hangi dua okunmalı, hangi sure okunmalı? Mesela Meryem suresini (bilemiyorum kaç defa) okuyunca doğumun kolay olacağına dair bir bilgi dolaşıyor ortalıkta. Bu konuda benim de aldığım sorular bu yönde. E tabi işin manevi boyutunu düşünüyor insan “Dua müminin silahıdır” madem diyerek. Lakin benim bu soruya verdiğim ve şimdi de vereceğim cevap şudur ki: Daha önce islami kaynaklardan okumalar yaptım. Gerek hamilelik, gerek doğum, gerek emzirme ve gerek çocuk gelişimi üzerine yazılmış okuduğum islami kaynaklarda (ve özellikle bu konuda olmasa bile okuduğum diğer hadis kitaplarında) bu tarz bir bilgiye rastlamadım. Yani hamileyken şu duayı yapın, şu sureyi beş yüz kere, şunu bilmem kaç kere okuyun tarzında tavsiyelere rastlamadım. Tabi, böyle bir şey olmadığını ve bunun da birçok uygulama gibi bidat olarak ortaya çıkarıldığını düşünüyorum bundan sebep. Lakin bütün kaynakları tarama fırsatı elbette bulamadığım için, birisi çıkar da “aa ben bu kaynakta şunu buldum” diyerek delilleri gösterirse “işittik, itaat ettik” deriz elbette. Ama bunu kulaktan duyan insanların da otupilatesrup araştırma yaptığını, dinde böyle bir uygulama var mı acaba diye soruşturduğunu sanmıyorum.

Özel bir nass yoksa bile, bizim duayı elden bırakmamamız lazım. Her gün her dakika, namazlardan sonra, yatağa girdiğimizde dua etmemiz ve daha da önemlisi insanlardan bizim için dua etmelerini istememiz gerekir.  Kavli/sözlü duamızı yaparken bu arada kolay bir doğum için neler yapabileceğimizi araştırıp, işin fiili dua kısmını da atlamamamız gerekir. Nedir bunlar? Yürüyüş yapmanın doğum için ne kadar faydalı olduğunu artık herkes biliyor, doktorlar hususiyetle gebelere tavsiye ediyor. Özel bir durumu olan ve yürüyüş yapması seyreden hamilelik için sakıncalı olanlar dışında, her gebenin rutin bir tempo ile yürüyüş yapması çok iyi gelecektir. (Dilek Hanım’ın da dediği gibi Tembel Olmayın! ) Doğuma hazırlık kursları var şimdi mesela, ama ücret ve ortam çok uygun olmadığı için katılamayabilirsiniz. burada öğretilen özellikle nefes alma tekniklerinin doğumda çok faydalı olduğunu biliyorum. İnternet üzerinden de belki videolar bulabilirsiniz, araştırmadım henüz bilemiyorum. Pilates yapma imkanı olanlar varsa, bundan da faydalanabilir. Bu tür egzersizler dışında bir de hurmanın doğuma faydası var tabi. Özellikle doğuma yakın bolca tüketildiğinde rahime yaptığı etkiden dolayı doğumu kolaylaştırıyormuş.

Meryem-ana-eli

meryem ana eli otu

Bazı özel bitki çaylarının da doğumda faydası olduğunu duymuştum ama tam olarak bilemiyorum hangisi. aklımda kalan “meryem ana eli otu” diye bilinen ve Türkiye’de yetişmeyen, Arabistan’dan getirilen bir ot. Özellikle hamile bayanlar umreye/hacca giden tanıdıklarından istiyorlarmış.

İşte böyle sayın hamile okur, Allah sana kolay bir doğum nasip etsin diye bir de ben dua edeyim…

Posted in Hamileler için Pratik Bilgiler | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Doğuma Yetişebilir miyim?

Posted by ummuseyyaf 10 Ocak 2014

(Yazı, genelleme içermektedir. İstisnalar kaideyi bozmaz.)

İlk bebekte hep aynı soru, aynı telaş: Acaba hastaneye yetişebilir miyim? Bebek gelmeye başlar da ben anlamazsam? Doğum birden bire başlar, gelişir ve bebek gelmeye başlarsa? Ya ben sancıları hissedene kadar atı alan Üsküdar’ı geçerse?

Esasen etrafınızda şimdiye kadar çok doğum hikayesi dinlemişsinizdir. Buna benzer hikaye ise neredeyse HİÇ dinlememişsinizdir. He yok mu? Var. Kadın asansörde doğurdu, doğum masasına yetişemedi, takside doğurdu vs gibi. Daha nadir de olsa böyle vakalar yaşanıyor ama çoğu hastanedeyken gerçekleşiyor. Kadın doğumun başladığını haber veriyor, ya kalabalıktan, ya kadını kaale almadıklarından hemşireler, ebeler dikkat etmiyor,bebek geliveriyor. Ama neyse ki hastanedesiniz! Acil durumda müdahale edebilecek koca bir ekip var, hasta bakıcısından tut da doktoruna kadar. Ya diğer durumlar?

Şimdi esasen bu soru hamile kişinin cahilliğinden kaynaklanıyor tamam ama, bir de şu dizilerdeki/filmlerdeki sahnelerin de çok etkisi var. Kadınların sancıyı hissetmesiyle doğurması bir oluyor neredeyse. Ve sancı çekerken nefes bile alamıyorlar. Doğum eylemi birden bire gelişip yarım saat içinde olup bitmez. Gebelikle ilgili sitelerde okumuşsunuzdur. Sancılar önce on dakikada bir gelir, çok şiddetli değildir ve genelde 40-50 saniye sürer. Daha sonra zaman aralığı azalır, buna mukabil sancıların şiddeti artar. Anlamama gibi bir lüksünüz olmaz o saatten sonra. İlk etaptaki sancıları anlamayabilirsiniz ama daha sonraki kesin! Artık bir dakikada bir sancı gelecek kadar zaman geçmişse zaten bebek geliyordur.Ama bu süreye gelene kadar birkaç saat de sürebilir, birkaç gün de! Yani Allah’ın izniyle hastaneye yetişirsiniz. Filmlerdeki gibi birden bire şiddetlenmez doğum, anne olacak kişiyi hazırlar sancılar. Sancıların arasında kadının dinlenmeye, nefes almaya fırsatı olur. Tabi suni sancı için aynı şeyi söyleyemeyiz. Adı üzerinde suni! Normal doğum sancısı daha dayanılabilirken, suni sancı insana aklını kaybettirebilir.

Bu konu hamilelerin çok kafasını karıştırdığı için, blogumuzu hamilelerin de okuduğunu bildiğimiz için, hep çocuk çocuk, sıkıldık diyenler olduğu için arada bir de böyle bilgi verelim, konu dağılsın dedik. İyi etmişizdir umarım:)

Posted in Hamileler için Pratik Bilgiler | 4 Comments »

Sezeryan Bir Ameliyattır!

Posted by ummuseyyaf 04 Mayıs 2013

Uzun zaman oldu, seriyi tamamlyamadan ara verdim ama siz arayı soğutmayın. En son demiştik, hatırlayın. Doğum öcü değildir, doğumdan korkmayacağız. Gaybı yalnızca Allah bildiğine göre, sadece dua edip önümüze bakacağız.Aksi takdirde doğum korkusunun birçok kadını eşiğine sürüklediği sezeryana biz de bulaşır, onu doğuma alternatif bir yöntemmişçesine kabullenmeye başlarız. Oysa öyle midir? Sezeryan, normal doğuma bir alternatif olarak ikinci bir doğurma seçeneği midir?

Tabi ki HAYIR! Doğuma “normal” ya da “doğal” denmesi bile aslında ne kadar doğru? Doğum dediğimiz zaten sıradan ve “normal”dir. Anormal olan şey, doğuma bir alternatif sunmak, tıp gelişti artık o kadar sancı çekmeye gerek kalmadan da bebeğinize sahip olabilirsiniz demektir. Anormal olan, sezeryanı bebeğine kavuşmanın bir yolu olarak görmek ve bunu doğumdan “kurtulmak” için tercih etmektir. Kadınları sezeryana iten en büyük sebep doğum korkusudur. Çünkü ona göre sezeryanda bayılıverecek, sancı-acı hissetmeden bebeğine kavuşacak. Oh ne güzel dünya! Hadi biraz içinizi karartalım. Sezeryan dediğimiz olay sizin 7 kat kesilip, sonra tekrar dikilmeniz demek. Bu da demektir ki sezeryan bir ameliyattır. Hastayı-pardon gebeyi!- ameliyathaneye alıp, epidural ya da genel anestezi ile kesip biçip, bebeği yerinden alıp, sonra da annenin kesilen yerlerinin tekrar dikilmesi demektir. Peki bunca kat kesilip dikiliyor da, sonra hiç acı olmaz mı? O yaraların iyileşmesi için zamana ihtiyaç olmaz mı? Siz ameliyattan çıkmış bir hasta olarak “yarım insan” haline dönüşmez misiniz? Diyelim ki şanslı kesimdensiniz ve iki günde ayağa kalktınız. Ağır bir şey kaldırdığınızda, ani ya da yanlış hareket yaptığınızda, göbeğimden kurtulayım diye mekik çekmeye çalıştığınızda, ömrünüz geri kalanında azıcık ayağınızı üşüttüğünüzde bile sancınız-acınız olmayacak mı?Doğuma alternatifmişçesine kabullendiğiniz, “ohh normal doğum sancısı çekmeyeceğim” diye sevindiğiniz bu yöntem, sapasağlam sizi, evet evet, sapasağlam sizi sizlikten çıkarıp, ameliyatlı, hastalıklı insan haline getirmeyecek mi? Oysa siz hasta değilsiniz, sadece hamilesiniz. Normal olan bu.

Anneye bakan yönü yukarıda yazdıklarım. Bir de bebek için olan yanı var bunun. Aniden anne karnından çıkarılıvermek, ameliyathanenin o çok ışıklı ortamına girmek, sancı esnasında salgılanan hormonlardan faydalanamamak, tam çıkış anında bakterilerin bağışıklığını güçlendirmesinden yararlanamamak, henüz doğuma hazır olmadığı halde yerinden yurdundan edilmek, belki daha da büyüyecek ve organları iyice gelişecekken bu nimetten mahrum bırakılmak. Bunlar planlı sezeryan için söylediklerim. Doğum başlamışsa zaten pek çoğundan faydalanacaktır. Yani anne olmak istiyor ve bu çileli yola talip oluyorsan, bu deveyi de gütmelisin. Önce bebeğini düşünüyorsan normal doğumu yaşamalı, o sancıyı çekmeli, bebeğini de doğurmalısın. KEndin o muhteşem duyguyu yaşamak istemiyorsan bile, çocuğunun elinden o hakkı almamalısın.

yumurta-sezeryan-321101702

Sezeryan bir ameliyattır dedik. Bu ne demektir? Ameliyat dediğimiz şey gerektiği durumlarda olaya müdahale etmek maksatlı yapılan bir operasyondur. İşte sezeryan da, herhangi bir anormal durumda, doğum esnasında herhangi bir komplikasyonla karşılaşıldığında, doğumdan önce bebekte-annede(pre-eklempsi olabilir mesela) bir problem saptandığında başvurulması gereken bir KURTARMA OPERASYONUdur, kesinlikle doğuma alternatif bir DOĞUM ŞEKLİ DEĞİLdir. Sezeryan olmanız gerekiyorsa bile, doktorunuz aksini söylemedikçe bırakın doğum eylemi başlasın en azından. Bebekleri 38 haftalıkken alıyorlar, belki daha gelişecek, üstelik SAT’a göre hesaplandığı için birkaç hafta yanılma payı da var. Şimdi 39. haftaya çekmişler ama yine de 42 haftalık doğanları düşününce, durumda çok acil bir şey yoksa, doktor onay veriyorsa en azından doğumun başlamasına izin verilmeli.

Evet sayın okur, bilinçlenelim, etrafımızdaki gebeleri bilinçlendirelim.Sezeryan oranı o kadar arttı ki, tamam hep suçu doktorlara atıyoruz ama biz ne kadar bilinçliyiz bu konuda? Hemen kandırılabilecek miyiz? Ya da doktor bir şey dediğinde, aklımıza yatmıyorsa(kordon dolanmış, suyun azalmış, ters bu doğmaz gibi yorumlar karşısında) başka doktorlara da gidip görünüyor muyuz, danışıyor muyuz? Sezeranı bir doğum şekli değil, bir ameliyat gibi kabul edersek, her türlü bakış açımız değişecektir diye umuyorum…

Ayrıca tekrar SSVD olayını da hatırlatmak isterim. Eski yazılarımıza bakarak bilgilenebilirsiniz. Hümeyra kızın hamileliğinde o konuda bolca yazdık çizdik. Rabbim nasip etti, o güzel duyguyu tattık. Facebook adresiniz varsa ssvd grubunu takip edebilirsiniz.Bir kez sezeryan oldunuz diye hep sezeryan olmak zorunda değilsiniz.

Son olarak eğer illa ki sezeryan olmak zorunda iseniz, Hakan Çoker’in “anne-bebek dostu sezeryan” konulu yazısını da okumanızı tavsiye ederim.

Anne-Bebek Dostu Sezeryan- Hakan Çoker

Posted in Hamileler için Pratik Bilgiler | 10 Comments »

Doğum “Öcü” Değildir!

Posted by ummuseyyaf 24 Nisan 2013

İlk doğumunu yapacak olan iki tip kadın var. Her ne kadar iki grup da hiç doğum yaşamamış ve başına neler geleceğini bilmese de, bir grup cahil cesaretiyle, başa gelen çekilir modunda doğuma daha pozitif bakabilir. Fazla korkmaz, zira neyden korkacağını da tam olarak bilmez. Öyle ya, insan hiç yaşamadığı, nasıl olduğunu bilmediği bir acıdan/sancıdan neden korksun? Ama diğer grup da, her ne kadar yaşamamış olsa da, etraftan fazlasıyla anlatılan doğum hikayeleri dinlemiş, televizyonlardaki, dizi-filmlerdeki doğum sahnelerinden fazlaca etkilenmiş, bu nedenle doğum onda fobi haline gelmiş(öyledir ya, erkeklerin askerlik, kadınların doğum hikayeleri derler ya).Böyle insanların sezeryana yönlenmesi de daha kolay oluyor ama olayın sezeryanla ilgili kısmı daha sonraki yazının konusu.

Doğum çok zor olabilir evet, neticede candan can çıkıyor. Fakat her doğum farklıdır, kimisi sancılarını bile doğru dürüst hissetmeden doğuruveriyor birkaç saat içinde, kimisi günlerce ağrılı, sancılı dönemden geçiyor ama doğuramıyor bile. Öncelikle bunu idrak etmek ve doğumu düşünmemek lazım. Her doğumun farklı olduğunu ve gaybı ancak Allah’ın bildiğini akılda tutmak gerekir. İkinci aşama doğum hakkında bilgilenmektir esasen. Nefes alma tekniklerini bilmek, sancı geldiğinde sancıyı daha rahat karşılamaya ve oksijeni yeterli almaya sebep olacaktır. Ayrıca bilinçli olup suni sancı almazsanız, kendi sancınızla daha rahat edeceksiniz.

En önemli şey tevekkül sanırım. Doğum, kadınların insanlık tarihinden beri yapageldikleri bir eylem. Allah bunu insanların doğasına yerleştirmiş(sadece insanlar mı? doğadaki memeli hayvanlar da doğurarak çoğalıyor). Çok zor ama rahmeti öyle bol ki, hem cennet de anaların ayakları altında değil mi zaten? Hz.Meryem’in Kuranda anlatılan doğum sahnesini canlandırın gözünüzün önünde.Tek başına bir kadın, hurma ağacına tutunuyor sancının ağırlığından. Ve oracıkta bir başına doğuruyor.

Doğumun komplikasyonları yok mu? elbette var . Doğumda anne ya da bebek ölebilir. Rahim alınabilir, dikişlerde problem/iltihap olabilir vs. Ama bunlar imtihanın bir parçasıdır neticede. Sizin görevinizi/işiniz bunları düşünmek değil. Henüz olmamış ya da olup olmayacağı bile belli olmayan gelecekteki bir olayı düşünüp şimdiden tasalanmak ne kadar doğru? Sadece dua etmek lazım, bilinçli bir hamilelik geçirerek.

Doğum korkusu olan hanımlar, sırf bu nedenle bile sezeryana yönelmeyi düşünenler, “benim canım pek azdır, gelemem ben öyle acılara.Yok, ben iğneden bile korkarım” diyenler. Doğum Allah’ın izniyle daha önceki yazıda anlattığım gibi kademe kademe gelir. Allah, kadının bedenini hazırlar doğuma. Doğum öncesinde bile hazırlık kasılmaları olur, bebek yerleşir, doğum pozisyonu alır, bak ben yakında geliyorum der. Sancılar yavaş yavaş başlar ve giderek sıklaşır. Artık dayanamayacağım sandığınız anda bir bakmışsınız bebek doğuvermiş:) Siz öyle filmlerdeki sahnelere aldanmayın. Birden bire sancı gelip, aralıksız bağırıyorlar ya, öyle değil. E filmde saniye saniye çekecek halleri yok, kestirip atıyorlar.Siz korkmayın, neticede korkunun ecele faydası yok:)

Posted in Hamileler için Pratik Bilgiler | 3 Comments »

Suni Sancı Doğumu Başlatmaz!

Posted by ummuseyyaf 22 Nisan 2013

İster kendi sancısı gelerek hastaneye gitmiş olsun, ister kendi hissetmediği halde nst’de sancıları görünüyor olsun,ister doğum eylemi başlamadığı halde günü geçtiği için zorla başlatılmak suretiyle olsun bütün doğurmak üzere olan kadınların suni sancı alması rutin bir uygulama haline gelmiş.Ne acı! Oysa doğum dediğimiz doğal bir olay, bazı şeyleri akışına bırakmak gerekmez mi?

Yabancı bir jinekologun bir yazısında okumuştum epey zaman önce.Şimdi adı ve makalesi aklımda değil ama en can alıcı kısmı tabi ki aklımda. Diyor ki o doktor bey özetle: Suni sancı doğumu başlatmaz. Doğum eyleminin başlaması için belirli bir zaman vardır(biz buna Allah’ın takdir ettiği zamanda başlayacak, kimse müdahale edemez diyelim). Siz istediğiniz kadar suni sancı verin, doğum kendi zamanında başlayacaktır. Suni sancı ile doğum başlamışsa, bu sancının verilmesinden değil, doğumun zaten o saatte başlayacağı olduğundan dolayı böyledir. Günü geçtiği gerekçesiyle suni sancı verilerek doğum başlatılırsa, bu annenin solunum güçlüğüne, haliyle bebeğe oksijen gitmemesine sebep olabilir. Böyle bir durumda bebeğin kalp atışları zayıflar. Ve sonunda sezeryana almak zorunda kalırlar. Özetle, doğumu suni sancı ile başlatmak, eninde sonunda sezeryana almak demektir(her zaman olacak değil ama büyük ihtimal olur).

Size de tanıdık geldi mi? Seyyaf’ta başıma gelen olay ve o günden beri aynı kaderi paylaştığımız o kadar çok kadın oldu ki. Hepimizin benzer doğum hikayesi olması ne acı! Daha da acı olanı, bunu yazan da bir jinekolog, hastaneye her gelene suni sancıyı dayayan da bir jinekolog. Bizler sağlıklı birer bireyken, doktorların böyle saçma sapan uygulamalarından ötürü 7 kat kesilmek suretiyle ameliyat olmak ve yarım insan şeklinde hayatını devam ettirmek zorunda kalan kadınlar oluveriyoruz.

Peki günü geçti derlerse, doktor mecburen yatacaksın, suni sancı vereceğiz derse? Gerekirse kendinize hastanede bir oda açtırın ve rutin olarak kontrollerinizi yaptırın(bebeğin kalp atışları vs takibi için) ama yine de böyle bir şeyi kabul etmeyin derim. Hee tıbbi donanımımla, bilgi birikimimle mi söylüyorum? Hayır. Ama tecrübe etmiş olmak yeterli bir sebepse sizin için, bi dinleyin derim.Doğum kendi başlasın, kendi başlamış, sancılarla hastaneye gitmişseniz de veriyorlar suni sancıyı. Kabul etmeyin.

Suni sancıya neden bu kadar karşıyız? Solunum güçlüğü, oksijensizlik gibi sebeplerin yanında karşı olmamın en büyük sebebi “suni” olması. Doğum hayattaki en zor olaydır evet, başka hiçbir ağrı acı doğum sancısına benzemez. Ama Allah insana bir dayanma gücü veriyor. Sancıların sıklığı, gelişi, geldiği zamanki uzunluğu bir insanın dayanamayacağı kadar kötü değil. Sancılar bir dakika bir şeklinde olduğunda zaten doğum başlamış oluyor. Ve son bir iki üç…Yani Allah kadını, bedenini doğuma hazırlıyor. Öyle filmlerdeki gibi bir anda çığlık çığlığa olmuyor o iş. Yavaşça, sancılar gittikçe sıklaşıyor. Oysa suni sancıda öyle mi? Sancı birden bir başlıyor, hemen hızlanıyor. Çok uzun sürüyor ve öyle beş dakikada bire filan düşmüyor. Zaten dakikada bir sancı geliyor. Tam o 40-50 saniyelik sancı arası bitiyor rahat bir nefes alacaksınız ama imkansız, sancı tekrar geliyor. Bu kadar yoğun sancı içinde haliyle gebe nefes almayı unutuyor. Zaten yeme-içmeyi de yasaklıyorlar. Yani sapasağlam doğurmak varken, bunu normal yoldan yapabilmek ve sağlıcakla bebişle eve dönmek varken bir anda hastalıklı insan haline gelebiliyorsunuz.

Kısaca demem o ki, suni sancıya hayır! Hamile iseniz, etrafınızda hamileler varsa, bilinçlenin, bilinçlendirin. Suni sancı olmaksızın doğumun en iyisi ve en doğalı olduğunu, bu işin insanlık tarihi boyunca böyle olduğunu anlatın ve kendiniz de buna inanın. Unutmayın suni sancı doğumu başlatmaz. Allah’ın dediği olur…

(Bu haftalar doğum konusunda yazılar gelecek inşaAllah, aklıma ekstra bir yazı konusu düşmezse. İnsanlar doğum hakkında bazı şeyleri öğrensinler, bizim başımıza gelenler başkasının başına gelmesin istiyorum.sizin de merak ettiğiniz bir konu/soru olursa çekinmeden sorabilirsiniz.Dediğim gibi tıbbi donanımım yok, ama bildiiğimi paylaşırım, bilmediğimi de öğrenirim inşaAllah..)

Posted in Hamileler için Pratik Bilgiler | 22 Comments »

Haftasonu Bunları Okuyun

Posted by ummuseyyaf 02 Mart 2013

Bebekler demir takviyesi için ilaç kullanmalı mı? Sağlık ocakları tarafından 4 ayını dolduran bebeklere ücretsiz dağıtılan ve sağlık bakanlığı tarafından “sağlıksız” bulunup toplatılan, buna rağmen sağlık ocaklarının hala ısrarla, demir eksikliğini olup olmadığına bile bakmaksızın verdikleri kan ilacını kullanmalı mı? Bu yazıyı okuyarak, geniş ve tatminkar cevap bulabilirsiniz.

Çocukları etiketlemek nedir? Bilinçli ya da bilinçsizce çocuklarımızı etiketliyor muyuz? Olumlu etiketleme diye bir şey de mi var? Kızgınlık anında ağzımızdan çıkan hakaret sözcükleri de etiketleme kapsamına girer mi? Çocuklarımızı uyarmaya çalışırken, kaş yapalım derken göz mü çıkarıyoruz? Bu soruların cevabı bu linkte.

Sezeryana yönlendirmede çatı darlığı bir etken olabilir mi? Son yıllarda trend haline gelen çatı darlığı kavramı, gerçekten de sezeryana davetiye mi? Rutin çatı muayenesi gerekli mi? Çatı darlığına karar verilmiş olsa bile, başlı başına doğumun önünde engel mi? Çatı darlığı teşhisi konan gebe, hemen sezeryana mı yönlendirilmeli, doğum eyleminin başlamasına fırsat mı verilmeli? Eskiden insanlar nasıl doğuruyordu çatı muayenesi olmadığı zamanlarda? Merak edenler için cevaplar burada.

(Allah nasip ederse, bundan sonra haftaiçi okuyup faydalandığım yazıların linklerini haftasonu okumanız için sizlerin de istifadesine sunacağım:) ).

 

Posted in Annenin Paylaşımları, Çocuk Psikoloji, Bebek Bakımı, Hamileler için Pratik Bilgiler | 9 Comments »

Doğum İçin Hastane Arayanlar Adına Bir Rica

Posted by ummuseyyaf 27 Aralık 2012

Gerek mail ile, gerek yorumlar ile çok sık sorulan ama benim cevaplama konusunda gerçekten çok nakıs kaldığım bir konu bu. Bu yüzden lütfen hamile olup da hastane arayan arkadaşlara yardımcı olmak adına elinizden geldiğince bilgi ve tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim(lütfen üşenmeyip yazın, cidden bu konuda fikir bekliyor insanlar çıkmaz içinde).

Malum Türkiye’de doğum çok olaylı bir olay. Sıradan, normal, doğal olan ve bir zamanlar insanların bunu rutine bağlamış şekilde tarlada, bağda bostanda yaptığı doğum olayı için milyarlar harcamak zorunda kalıyor insan(bakınız Hümeyra’nın doğumu bize 2500 tl’ye mal oldu). Şöyle güvenilir, işinin ehli, normal doğumu destekleyen doktor bulabilmek ve doğumu onda yapabilmek çok “olağandışı” bir olay haline geldi. Bu sebepten hamile olanlar nerede doğum yapsak, hangi hastane ya da doktor gibi sorularla kafayı yemek üzereler. Ben bu konuda en son konuşacak kişiyim herhalde. Seyyaf’a hamile iken sadece 3 kez doktora gittim ve üçü de ayrı ayrı hastanenin ayrı doktorları idi. Hümeyra zaten SSVD olduğu için tek tercih Dilek Yağmur idi. Tabi ki çok memnunum, tavsiye ederim ama bütçe olarak düşününce sıradan bir doğum olayı için o kadar parayı herkes veremez(vermeli mi zaten, orası da tartışılır).

Hastane/doktor yazarken lütfen bütün yönleriyle anlatmaya dikkat edin. Doğum öncesi ve doğum sırasındaki muamele, doğumdan sonra bebek hemşirelerinin ve doğum yaptıran doktorun durumu, doğuma eş alınıp alınmadığı, sezeryan yanlısı olup olmadığı, büyük/küçük, ucuz/pahalı, kadro bayan ya da erkek gibi kriterleri de not ederseniz inşaAllah hamilelere fikir olur. Genelde İstanbul içinden geliyor bana yorumlar(belki de burada olduğumu bildikleri içindir) ama başka illerden de tavsiyeler gelebilir, sonuçta blogu her yerden okuyan okurlarımız var.

Şimdiden çok teşekkür ederiz…

Posted in Doğum İçin Hastane, Duyurular ! | 24 Comments »

Hurmanın Doğuma Faydası

Posted by ummuseyyaf 22 Ağustos 2012

Hurma rahim kaslarını etkileyip canlandırırmış ve hareketini düzenlermiş. Aynı zamanda bağırsak ve doğum kanallarını temizlemesi hasebiyle de doğum yapacak kadınlar için çok faydalı bir yiyecekmiş. Bu rahime olan etkisinden dolayı da hamileliğin son haftalarında, doğumun kolay geçmesine yardımcı olması için kadınlar bol bol hurma yermiş. O kadar araştıran, okuyan, ssvd yapan biri olarak bu bilgiye yeni ulaşmış olmak beni üzse de, nasipmiş diyorum(artık kısmetse üçüncüye uygularım) ve benim gibi geç kalanlar olmasın diye siz blog okurlarının istifadesine sunayım bu bilgiyi dedim.

Ben hep Meryem Suresi’ndeki doğum olayının anlatılışında, “hurma ağacının gövdesine tutunarak acı çeken Meryem”i anımsar, ayetin doğumun nasıl da zor ve sancılı olduğuna vurgu yapmaya çalıştığını düşünürdüm; üstelik de Meryem “N’olaydım, keşke bundan önce öleydim de unutulup gidenlerden olaydım” diyorken. Oysa ayetin devamı aklımda kalmamış, onu atlamışım: Haydi, hurma dalını kendine doğru çekerek silkele, üstüne taze ve olgun hurmalar dökülsün; sonra da ye, iç, gözün aydın olsun!

Benim için çok mucize dolu bir bilgi oldu bu, geç de olsa edindiğim. sizin için umarım geç değildir ey sevgili gebe okurlarım :)

Ayetin tam metni şöyle: Sonunda doğum sancısı onu kuru bir hurma ağacına dayanmaya mecbur etti. “Keşke bundan önce öleydim de büsbütün unutulsaydım” dedi. (Melek) aşağısından: “Üzülme, Rabbin senin altından küçük bir ırmak akıttı” diye seslendi. ” O kuru hurma agacını kendine doğru salla. Senin üzerine derilmiş taze hurma düşecektir.artık ye, iç, gözün aydın olsun. eğer insanlardan birini görürsen de ki: Gerçekten ben Rahmana oruç adadım. Onun için bugün hiçbir insanla konuşmam.”

(Meryem Suresi, 23-26)

Ayrıca emziren kadınların da tüketmesi süt açısından çok faydalı imiş. sütü bol miktarda artırdığı halde, kilo olarak dönmeyen bir besin maddesi imiş. Demek ki ben de bol bol tüketmeli imişim emziren anne olarak…

Posted in Emzirme, Hamileler için Pratik Bilgiler, Sağlık-Testler | Etiketler: , | 4 Comments »

İşte Beklenen Yazı: Sezeryan mı, Normal Doğum mu?

Posted by ummuseyyaf 22 Mayıs 2012

Bu blogu açtığım günden beri hep aklımdaydı bu konu; yazmak istedim ama her yerde bolca bahsedildiğinden vazgeçtim. Doğal doğumu destekleyen pek çok sitede, blogda bu konuda yazılmış, yorumlar yapılmış, herkes kendince fikrini belirtmişti. Şimdi neden mi yazıyorum? Ee artık ne de olsa ben, sadece fikir yürüten tayfadan değilim, ikisini de yaşamış ve bu konuda yorum yapmaya çok müsait bir konumdayım.Öncelikle kısaca özet geçeyim(bilmeyenler için). İlk doğumum gün geçmesi sebep gösterilerek suni sancı ile başlatılmış, sonunda bizim oğlanın kalbi dayanamayacak gibi olunca sezeryanla sonuçlanmıştı. 7,5 saat normal doğum olacak hevesiyle sancı çekmiştim. Fakat nasip değilmiş. İkincisinde ssvd olayını duyunca çok umutlandık, 5,5 saat süren doğum eylemi sonunda Hümeyra kız aramıza katıldı. Şimdi bu iki durumu da yaşamış bir anne olarak, öncesiyle sonrasıyla, artısıyla eksisiyle iki doğumu kıyaslamaya başlayabilirim sanırım…

Bebek açısından bakarsak: Doğum eylemi başlamadan, keyfi sezeryan ya da doktorun normal doğum olamayacağına kanaat getirmesiyle karar verilmiş bir sezeryansa (buna “planlı sezeryan” deniyor) bebek birden bire mışıl mışıl yattığı yerden kaldırıldığı için şoka giriyormuş. Bunun bilimsel çok açıklaması var, daha önce okumuştum ama aklımda kalmadığı için yazamıyorum. Merak edenler google amcaya sorabilir. Ama doğum eylemi başlamışsa, en azından sancılar çekilmiş, su gelmiş, açılma olmuşsa bu bebek için olumlu bir durummuş. Bunun da bilimsel açıklaması vardı tam hatırlayamıyorum ama annenin sancı çekerken salgıladığı hormonlar mı neyse bebek için çok faydalıymış. Yani özetle, mecburen sezeryan olmak başka bir şey ama, doğumdan korkup da sezeryan olmak isteyen anne adaylarına söylüyorum ki: Tatlı canınızı bir kenara bırakıp, karnınızdaki bebeği düşünün. Onun için en başta bu fedakarlığı yapamayacak mısınız? Hem doğum bu, binlerce yıldır kadınlar böyle doğuruyor sizin neyiniz eksik? Ayrıca cahil cesareti diye bir şey var yahu, insan bilmediği bir şeyden korkar mı hiç:)

Anne açısından bakarsak: Bebekle ilgili kısımlar biraz tıbbi bilgi gerektirdiği için nakıs kaldığımın farkında olarak, asıl bildiğim mevzuya geleyim ben:) Sezeryan doğum yaptığı halde ertesi gün ayağa kalkabilen, normal doğum yaptığı halde dikişlerden dolayı 1-2 ay oturamayan insanlar tanıyorum. Yine de bu tezat gibi görünen durum sizi yanıltmasın. O iş, Allah’ın takdiri ve bir imtihan sebebidir. Ve ne diyorduk: İstisnalar kaideyi bozmaz. Sezeryandan sonra insan ameliyat geçirmiş bir hasta gibi oluyor. Kaç kat boyunca kesilip sonra dikiliyor deri. Her ne kadar kişi kendini iyi hissetse de,çok uzun süre ağır kaldıramıyor, bir kilim bile silkeleyemez hale geliyor. Yaklaşık bir sene sonra tam bir iyileşme sağlanabiliyor. Doğumdan hemen sonra ayağa kalkamıyor, hatta tek başına tuvalete bile gidemiyorsunuz. Eğer tuvalete vaktinde gidilmezse, dikiş yerlerinde idrar asitinden kaynaklı bir yanma hissi olabiliyor. Yoğun kabızlık yaşayabiliyorsunuz. Bebeğinize tek başınıza yetemeyebiliyorsunuz. Bu da psikolojik olarak da sizi etkiliyor. Eğer epidural sezeryan ise olası yan etkileri düşünmekle beyniniz bulanırken, narkoz verilerek sezeryan olmuşsanız uyandığınıza müthiş bir sancı sizi bekliyor oluyor. Ve gaz çıkarana kadar hastaneden taburcu edilmiyorsunuz.

Normal doğum yapmışsanız, doğumdan hemen sonra ayağa kalkıyor değilsiniz, elbet biraz yatıp dinlenmeniz lazım ama bu kısa süreli oluyor, bebeğinize de kendiniz yetebiliyorsunuz. Ayrıca birkaç hafta sonra eski halinize dönebiliyorsunuz(kiloları kast etmiyorum:) ). Bebeğin doğduğu anı görebiliyor olmak ve o anda bütün sancıların birden bire kesilivermesi de sizi motive ediyor.Eve gelen misafirleri sancılı bir suratla değil, güleryüzle karşılayabiliyorsunuz.

İlk doğumunu sezeryan yapmış, sonrası için normal denemeyene cesareti olmayanlar varsa, biraz yüreklendireyim. Siz o yolda olun, eğer nasip olacaksa bakın ne kadar da güzel bir duyguymuş. Doğum sancısı dediğini en fazla kaç saat çekeceksin, sonrasında her şey bitiyor. Seyyaf doğduğunda hastaneden eve gelirken “şimdi o merdivenleri ben nasıl çıkacağım” diye yol boyu kara kara düşünmüştüm ki evimiz birinci kat. Hümeyra kızımı kendi ellerimde uça koşa çıkardım eve ve kapıda bizi bekleyen anneannesine teslim ederken ” al bak, sana dört numaralı torunun getirdim” dedim. Hastanede Seyyaf ağladığında içim giderdi ama hemen yanı başımdaki oğlumu kucağıma alıp emziremezdim bile, annem gelsin de kucağıma versin diye beklerdim. Hümeyra kıza bütün gece tek başıma baktım, odanın içinde kucağımda kızım, gaz çıkarmayla, sırtını pışpışlamayla uğraştım. (derdi de gaz değilmiş zaten, süt yetersiz gelmiş:) ). Hastaneden eve geldiğim günden beri misafir ağırlayabiliyor, “yok mu artıran” diye yol gözlüyorum.İlk doğumda birileri geldiğinde insanların getirdiklerini bile poşetinden çıkarıp ikram edememiştim(sonradan çok utanmıştım ama lohusa durumları, anlamışlardır halimi diye umdum).

Sezeryan doğumun artı bir yanını göremiyorum, normal doğumun da eksi bir yanını. Hee böyle çok itiraz gelebilir. Doğumu komplikasyonlarla dolu geçmiştir, sonrasında çok sıkıntı yaşamıştır. Enfeksiyon kapmış, iltihap olmuş vs gibi sağlık sorunları yaşamıştır. ama dediğim gibi bunlar birer imtihan vesilesi.Benden 2 ay sonra sezeryan doğum yapan bir akrabamızın dikişlerinde iltihaplanma olmuş, sarı akıntılarla tekrar hastaneye gitmiş ve günlerce neler çekmişti. Buna rağmen yine sezeryan olan başka bir arkadaşım hemen ertesi gün ayağa kalktığını ve ikinciyi de bu nedenle gönül rahatlığıyla sezeryanla doğurmak istediğini söylemişti. Ben burada örneklerden yola çıkarak yorum yapmaktan uzak kaldım diyeyim. Doğum dediğin, doğal bir olay; kasmaya gerek yok. Herhangi bir olumsuz durum olmadığı müddetçe, bu zamana kadar kadınlar nasıl sancı çeke çeke, bağıra çağıra doğurduysa öyle doğuruluyor işte. Bekarken bir yerde dinlemiştim; bu doğumun ne kadar sancılı bir durum olduğu ayette bile belirtiliyor diye. Öyle ya, hz. Meryem’in hz. İsa’yı doğuruşu anlatırken, hurma ağacına nasıl tutunduğundan bahsediyor Allah; işte o sancının ağırlığıyla…

Yazmak isteyip de unuttuğum, atladığım noktalar vardır belki bilemiyorum ama, böyle işte. Bu iki doğum şeklinin “iki alternatif” olduğunu kabul etmeyenlerdenim ben de. Sezeryan, mecbur kalındığında başvurulacak bir yöntemdir sadece; bir ameliyat, bir tedavi şekli gibi. Doğum dediğin -şimdi mecburen adına ” normal” dediğimiz- şeydir. İki çeşit yoktur, tek çeşit vardır, o da sancın gelince hastaneden gidip paşa paşa doğurmaktır:)

Posted in Annenin Paylaşımları, Hamileler için Pratik Bilgiler | Etiketler: , | 14 Comments »

Hamilelikte Kaşıntı

Posted by ummuseyyaf 02 Mayıs 2012

Daha önce ne kimsede duydum, ne internette rastladım bu hamilelikte kaşıntı olayına. Gebeliğe bağlı kaşıntı deyince tek bildiğimiz, duyduğumuz karın ve basen bölgesinde(özellikle karında) çatlaklara bağlı olarak ortaya çıkan kaşıntılardı. Bunlar da öyle adamı deli eder cinsten değil, losyon mosyonla, bir iki kolonya dökmekle geçebilen şeylerdi. O nedenle daha önce hiç duymadığım, şahit olmadığım bu olayı ancak yaşayınca anladım. Hamilelik Seyyaf’ta olduğu gibi lay lay lom bir olay değilmiş, epey sıkıntıları beraberinde getiren büyük bir imtihanmış meğer…

Hamileliğin son ayında vücudun bu gebeliğe verdiği bir reaksiyon olarak ortaya  çıkabilen bir durummuş hamilelikte kaşıntı. Eğer kaşıntılar aşırı derecede rahatsız ediyorsa, karaciğerden kaynaklı bir rahatsızlık olup olmadığını anlamak için kan tahlili yoluyla karaciğer enzimlerine bakıyorlar. böylece çıkan sonuca göre de ilaç veriliyor. Bu ilaç kaşıntıyı büyük oranda azalttığı gibi uyku da yapıyor. Yani kaşıntıdan uyuyamayan hamile bayana bir taşla iki kuş vurma fırsatı veriyor:)

Zaten anormal bir durum olduğunu fark edip şüphelenmiştim, bir insan bu kadar tuhaf bir biçimde kaşınamaz, saç diplerinden ayak ucuna kadar ve bütün vücudunu karıncalar basmış gibi bir hisle kaşıntı gelince, internetten bir araştırma yapıp bu bilgileri buldum. Ardından da sağlık ocağında tahlil yaptırdım ve normalde 0-55 arası olması gereken karaciğer enzimlerinin 105 olduğunu öğrendik. Bundan sonrası da dahiliye doktorunun ilaç yazmasına kalıyor. Verilen ilacı özellikle akşamları aldığım zaman kaşıntı da büyük oranda azalıyor ama malesef tamamen geçmiyor.

Hamilelikte kaşıntı yaşayanlar tahlillerini yaptırmayı ihmal etmesinler:)

Posted in Hamileler için Pratik Bilgiler, Sağlık-Testler | Etiketler: | 11 Comments »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 224 takipçiye katılın