Seyyaf & Hümeyra

Hayırla Büyüyün…

Yalnız Kovboy

Bu spor aletinin tepesinde öyle oturuyor bazen.

Bizim oğlanın saldırganlık huyu hala geçmedi, malesef! “Neden yapıyor, ne anlıyor, neler oluyor, biri bizim oğlanı durdursun!” sloganlarımız da işe yaramıyor. 2,5 yaşına doğru geçer dediler, 15 aylıktan beri bekliyoruz, velet 12 gün sonra tam 29 aylık olacak ama bana mısın demiyor. Yani hırçınlık kısmına anlam verebiliyoruz, sinirlendiğinde savunma mekanizması harekete geçiyor diyelim. Peki severken niye yavrusunu öldüren ayı gibi haşin ve de gaddar:) Sabah bizi uyandırmaya geliyor, önce birer öpücük, arkasından boynumuza suratımıza darbeler. Neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Çocuğun içi içine sığmıyor resmen, “anne seni çok seviyom” deyip öpücüklere boğduğu sırada, elinin biriyle de boğazımı sıkıyor. İki türden boğma işlemi, buyur burdan yak!

Parkta da vukuatlar hiç bitmiyor. Kaydırağın tepesinde bekleyen çocuğu kaymıyor diye, alt tarafta bekleyene oradan kalkmıyor diye, tahtaravalliye yaklaşana kendisine engel oluyor diye vs yapmadığını bırakmıyor. Hani geçenlerde “bizimkinden vahşisi de varmış” diye yazmıştım ya, ha işte o çocuktan başka da çetin ceviz çıkmadı bizim oğlanın karşısına. Çocuklar da gariban anam, bizimki de meydanı boş buluyor. Bu, çocuğun yüzünü, boğazını yolarken çocuk pasif bir şekilde Seyyaf’a bakıyor gözlerini ayırmadan. Büyülenmiş gibi:) tırnaklarını kesmeye çok özen gösterdiğimden canları pek yanmıyor sanırım. Sonra da Seyyaf olay mahallini terk ederken çocuklar gariban gariban yanaklarını ovalıyorlar, üzülüyorum:( Kendi yaşıtlarıyla böyle anlaşamıyor işte, onlara karşı içinde manasız bir kin var sanki çocuğun.Seyyaf fanları var parkta, o kızlar biraz büyük. 10-12 yaş civarında. bizimki onları gördüğü zaman mutluluktan dört köşe oluyor, hele bir Ayşe’si var, kuyruk gibi kızın peşinde. ama bunlar da netice de büyük kızlar, kaç saat oynayacaklar bizim veletle. Sıkılıp kendi oyunlarına dalıyorlar, bizimki o zaman çok yalnız kalıyor, ne yapacağını şaşırıyor. Koca parkta oynayacak bir şey, bir eğlence bulamıyor kendine. Hemen anneannenin sokağa sapıp “ben ananneye gidiyom” diyor. O kadar konuşup anlatıyoruz, “bak böyle yaparsan çocuklara, işte böyle yalnız kalırsın, arkadaşın olmaz” diye. Önce papağan gibi tekrarlıyor dediğimizi, umutlanıyoruz.Sonrası mı? Yok tabi uygulamada bir şey:)

İşte o nedenle benim oğlum Yalnız Kovboy halinde parkta oynamak zorunda kalıyor. Üstelik bizimki gibi metrekareye düşen çocuk sayısının ellileri bulduğu bir parkta bile :)

Burası da anneannenin sokağı, Seyyaf'ın parktan sıkıldıkça kaçtığı. Üç ev sonra anneannenin kapısı...

Mayıs 1, 2012 Posted by | Seyyaf'ın Günlüğü | 5 Yorum

40.Hafta Biterken…

Seyyaf’a hamile olduğum dönem doğum tarihi 4 Aralık gözüktüğü için o sıralar çok telefon geliyordu; sağolsun eş-dost doğum olup olmadığı konusunda bilgilenmek için, bizi merak ettikleri için arıyorlardı. Günler geçtikçe millet de bıktı artık:) 5,6,7 aralık derken kimse aramamaya başladı; ne zamanki 11 Aralık’ta hastaneye yatış yapıldı, ondan sonra tekrar başladı. Ve nitekim 12 Aralık’ta da oğluşum aramıza katıldı.

Şimdi yine aynı durumu yaşıyoruz. Henüz çok geçmiş değil ama içimden bir ses geçecek diyor:) Bugün itibariyle 30 Nisan’ı bitiriyor, bir devri kapatıyoruz. Bir devir dediysem, bir haftayı kast ediyorum elbette. Yani artık 40.haftamızı da doldurmuş bulunuyoruz. Doktorumuz 2 Mayıs olarak gün söylediği için beklemedeyiz, Rabbimden hayırlısını temenni ediyoruz.Hakikaten de 9 ay geçiyor, 10 gün geçmiyor lafı çok doğru. Zaman hiç de su gibi akmıyor bu aralar. Mahallede de park komşularım sürekli “sen hala geziyor musun” diye soruyorlar. Emin olun, sizden daha çok istiyorum bu olayın hayırla neticelenmesini:)

Merak eden, arayan, soran, arayıp soramayıp blogdan takip edenler için bildireyim dedim; evet, henüz beklemedeyiz. Minik kuzunun Allah’ın dilediği zamanda, saatte aramıza katılmasını bekliyoruz…

Nisan 30, 2012 Posted by | Annenin Paylaşımları | 14 Yorum

İşe Yarar Oyuncaklar-2: Ahşap Puzzle’lar

Şu yan profilde gördüğünüz gibi raptiyeli olan, şekilleri çıkarıp yerine geri yerleştirme şeklinde oynanan ahşap puzzle’lar müthiş işe yarar oyuncaktır, almadıysanız hemen harekete geçin:) Bizim oğlan henüz 11 aylıktı ilk kez aldığımızda. O zaman amacım biraz oyalanması idi açık söylemek gerekirse. Çünkü neticede henüz bir yaşına girmemiş bir velet için biraz fazla iddialı bir oyuncak. Ama yine de o zamanlar şekilleri düzgün yerleştirme konusunda yeterli olmasa da, en azından el-kol koordinasyonunu sağlaması açısından çok faydalı olmuştu. İlk başlarda hep beraber oynuyorduk. Bir de bizim avantajımız ilk puzzle’ımızın şekli idi sanırım. Bir daha hiçbir yerde rastlayamadığım o oyuncağı biz BİM’den almıştık. Meyveli şekilleri vardı ve kaldırdığınızda altı boş değil, o meyvenin yarı kesilmiş hali ile resmedilmişti. Bu nedenle daha ufak yumurcaklar rahatlıkla elindeki şeklin benzeri olan bu parçayı yerleştirebiliyorlar. Diğerlerinde ise özellikle oyulan şekli tutturmak zorundalar. Sanırım bu kolaylıktan ötürü Seyyaf çok kısa sürede çözdü olayı. Artık sıkılıp oynamamaya başlayınca yeni bir tane daha-bu kez hayvan figürlü- aldım. Ardından sayılı bir tane daha aldım.

Genel faydaları:

  • Şekilleri çıkarıp tekrar yerine takmaya çalışırken, hangi oyuğun o figüre ait olduğunu çıkarmaya çalışırken akıl yürütüyorlar.
  • Deneme-yanılma yöntemiyle el-kol koordinasyonlarını çalıştırıyorlar.
  • Yerleştirme işlemi dışında üzerlerindeki figürleri öğreniyorlar(bizim oğlan birçok meyve ve hayvan ismini ve sayıları böyle öğrendi).
  • İyice öğrenip, hem yerleştirme hem figürlere tam vakıf olana kadar müthiş zaman geçiriyorlar, bu da anneler için çok güzel bir yön:) Dediğim gibi oyuncak fonksiyonlu olmalı ki hem bir şeyler öğretsin hem de çok zaman geçirtebilsin.

Bizimki artık pek yüzüne bakmıyor bu puzzle’ların. dolaba koyuyor, orada duruyor. Nadiren benim aklıma gelip de hadi oynayalım dersem, can sıkıntısından işi çakallığa vuruyor, yanlış yerlere koyuyor, sayıları kafadan atıp yanlış söylüyor vs:) Raptiyeli olmayan ahşap puzzle’lar var bir de. Daha büyük çocuklar için. Sırada onlar var sanırım bizim için.

Eminönü’ndeki oyuncakçılarda çok fazla çeşit görmüştüm bu puzzle’lardan. Normalde büyük alışveriş merkezlerindeki oyuncakçılarda hem çeşit az, hem de daha tuzlu oluyor. Eminönü fiyatı ile 5-6 tl haberiniz olsun :)

Bugün düşündüm de 2-3 yaş arasına oyuncak bulmak daha zormuş ya. 2 yaş öncesi için çok çeşitli, fonksiyonlu zeka geliştirici oyuncaklar var, 3 yaş sonrası için de müthiş oyuncaklar gördüm. Biz bu ara dolanıp duruyoruz, neyse ki yaz geldi de park var:) Geçen gün oğlan odanın içinde kendi etrafında 360 derece döndü, oynayacak bir şey bulamayınca “hadi kitap okuyalım anne” dedi:) Ee ne yapalım sen de her aldığımızı kırma, bizim de oyuncak alma şevkimizi kırma! :)

Nisan 27, 2012 Posted by | Oyun ve Oyuncaklara Dair | | Yorum yapın

Sezeryan Sonrası Normal Doğum Mümkün mü?

Doğum yaklaştıkça park ahalisi konu komşum bolca sorular soruyorlar. “Doğum ne zaman, ne kadar kaldı, normal mi olacak?” gibi. Şimdilik normal gözüküyor, bakalım nasip cevabım karşısında “ilki nasıl oldu” diyorlar. “O sezeryandı, bu kez normal olsun diye dua ediyoruz, bakalım Allah ne gösterecek” diyorum. Bundan sonra mevzu kopuyor. Şöyle şaşkın şaşkın “aaa olabiliyor mu? Ben olmuyor sanıyordum” deseler canıma minnet. Olur ya, her gün yeni şeyler duyuyoruz. Ama bir jinekolog kesiliveriyorlar hemen:) Yahu ben de doktora gidiyorum diyorum boru değil ya bu, o da herhalde sizin kadar biliyordur: “Ayy ilki sezeryansa hepsi sezeryan olur. Olmaz o olmaz! Benim eltim de ikinciyi doğurdu o da sezeryan.Falan üç tane doğurdu hepsi sezeryan. Yok anam, dikişler patlıyormuş, sezeryan olduktan sonra normal doğum olmuyormuş”. Şimdi bunlar genelde 40-50 yaş teyzeleri olduğu için anlatmak da zor bunlara:) Ben de sadece “nasip” diyor geçiyorum. Eğer normal doğum olmazsa bizimki hepsi “bak olur diyordun, gördün mü olmaz işte!” diye tezlerinin haklı çıkmasına sevinecekler. Doktor daha bu hafta iki tane öyle hastasını doğurtmuş Allah’ın izniyle diyorum, işe yaramıyor, hı-hu-hı-hu oluyor sadece:) Aslı astarı nedir, mevzuya dönelim :)

Seyyaf’a hamile olduğum dönem (ve hatta o doğana kadar) ben de bu bilgi kirliliği içinde öyle sanıyordum. Bir kere sezeryan olursa bir insan, hep sezeryan olmak zorunda ve üç tane çocuk doğurabilir bu şekilde. Ben dört çocuk istediğim için ve iki-üç senede bir kesilmek fikri gözümü korkuttuğu için sezeryan bana “öcü” gibi gelirdi ve hep en azından ilk çocuğum sezeryanla doğmasın diye dua ederdim. Ama normal değil mi? Bu ülkede hastaneyi aradığınızda karşınıza çıkan jinekolog bile size “Türkiye’de ssvd yok, siz yanlış duymuşsunuz, o yurtdışında” diyebiliyorsa, biz gariban halkın da böyle inanması normal değil mi?

Olan oldu ve oğlan sezeryan yoluyla doğdu. Hemen baktım netten her zamanki gibi Uzman Tv’ye bir sordum, Kağan Kocatepe’nin normal doğumun mümkün olduğunu anlattığı videosunu izledim ve o an dünyalar benim oldu sanki. Bazı şartları vardı ama imkansız değildi. Neydi bu şartlar? Normalde doğum eylemi başlamazsa, suni sancı vererek başlatıyorlar.Ama daha önce sezeryan olmuş bir hastaya suni sancı verilmiyor. (Dilek Hanım o nedenle sanırım bize muayenede “bebek 12 Mayıs’a kadar gelmezse, direk sezeryana alırız” dedi. Yani doğumu başlatmak için sancı veririz, yatırırız seni filan demedi).  Ayrıca videoda 8-10 saat sancı çektiği halde doğum olmazsa müdahele edileceğinden bahsediyordu ama bunu doğrular bir başka bilgi bulamadım(doktorun şahsi kanaati olabilir).

Muayenede Dilek Hanım’a “rahim duvari inceliyormuş, bu da daha önceki kesinin yırtılmasına ve kanamaya sebep olabiliyormuş” dedim. yok öyle değil, dedi. Zaten bebek büyüdükçe karnın büyüdükçe rahim duvarı da incelir, miyadını doldurduktan sonra bekletemeyiz sadece dedi. O zaman da içim rahatladı.Riskli bir durum mu bu ssvd? Bu kadar basitse neden herkes yaptırmıyor? Evet, riskleri var. Ani durumda hemen müdahale edebilecek kadro ve tıbbi donanım olması gerekiyormuş,  sanırım bu yüzden üniversite hastanelerinde ssv yapılıyormuş. Rahimde kanama olması durumda hemen müdahale edip rahimi almaları gerekebiliyormuş vs gibi olumsuz durumlar var ama baahsetmek istemiyorum:) Zaten Dilek Hanım’a gidip kendimizi önce Allah’a sonra ona emanet edince, ben bu konularda okumayı bıraktım(daha doğrusu doktor tarafından bıraktırıldım. İlk muayenede bana okumayı yasakladı:) ) O nedenle çok detaylı malumat sahibi olmasam da böyle bir şeyin mümkün olduğunu biliyorum en azından. Bir de ssvd’nin yahoo grubu var. Facebook’ta da varmış ama benim hesabım olmadığı için bilemiyorum, orada daha aktiftir. Bol bol ssvd hikayeleri okuyabilirsiniz gruptan.

İşte böyle sayın okur, ssvd imkansız değil. Allah’ın dilediği olur :)

Nisan 24, 2012 Posted by | Annenin Paylaşımları, Hamileler için Pratik Bilgiler | , | 18 Yorum

39. Hafta Biterken

İki numara için üçüncü kez doktor muayenesine gittik cumartesi günü. 30 Nisan gözüküyordu doğum tarihimiz ve normal doğum istediğimiz için doktorumuz birkaç hafta öncesinden muayenenin faydalı olacağını, en azından normal doğuma engel bir durum olup olmadığına bakabileceğimizi söylemişti. Aslında bir süre daha bekleyecektik ama kafamız rahat etsin, riskli bir durum olmasın diyerek gittik. Çok şükür ki her şey yolunda, şimdilik normal doğuma engel hiçbir şey yok. 12 Mayıs’a kadar doğum eylemi başlamazsa sezeryan olmak zorunda kalacakmışım. Zaten bana göre 12 Mayıs bile uzun bir tarih. Seyyaf’ta ilk doğum olduğu halde bu kadar bekletmemişlerdi. 4 Aralık gözüken doğum tarihine en fazla 7 gün daha eklemişler ve 11 Aralık’ta doğum eylemini başlatmak için suni sancılara başvurmuşlardı. yine de bizim veledin gelmesi 12 Aralık’ı bulmuştu. Şimdi bekleyeceğiz bakalım, inşaAllah bir aksilik olmadan gelir de tekrar sezeryan olmak zorunda kalmam.

Bu haftaiçinde doktor iki hastasının ssvd* yaptığını söyledi. Eskiye nazaran oranların arttığını, artık daha çok mümkün olduğunu ve insanların da daha bilinçli ve istekli olduğunu söyledi. Geçen gün birisi bana “madem ilki sezeryan, olsun işte bu da. Zaten bir kere olmuş” gibilerden bir şey söyledi. Tabi yaşamayan bilmez. Zaten ilki öyle olduğu için, ben sezeryanın nasıl bir şey olduğunu bildiğim için istemiyorum ya. Eğer normal bir doktora, hastaneye gitmiş olsam ve sezeryan istiyor olsam şu an bebeğimizi kollarımıza almış olabilirdik-Allah bilir tabi. Çünkü planlı sezeryanlarda bu kadar uzun süre beklemiyorlar. Oysa biz 39.haftayı bitirip 40′a adım attık bugün. Şimdi duaları artırmanın tam zamanı. Bebek hala kız gözüküyor:) 3,180 gr ağırlığı var-(tabi ultrason hesabına göre böyle ve bir hafta geri duruyor şuan. Yani ultrasona sorarsak 39.haftaya yeni girdik). Bebek aynı abisine benziyordu:)Her ne olursa olsun hakkımızda hayırlısı…

*sezeryan sonrası vajinal/normal doğum

Nisan 23, 2012 Posted by | Annenin Paylaşımları | 12 Yorum

Muhabbet Edelim Anne

Seyyaf bu sabah her zaman olduğu gibi uyanınca yanıma geldi, beni de uyandırdı. (halbuki ne var odasında biraz oynasa da sonra gelse değil mi ama:) ) Ben gözlerimi açamaz halde hı-hı gak-guk ediyorum, oğlan da beni gerçek anlamda uyandırmanın peşinde. Böyle zamanlarda en büyük kozlarından birisi su istemektir, mecbur kalkarım. Neyse, sabah rutinlerini yapıp oğlanın üst baş değişimini yaptık, tekrar yatağın içinde debelenip duruyoruz. Daha doğrusu ben bir bücürük tarafından zorla çıkartıldığım yatakla vedalaşmaya çalışıyorum, gece yarısına kadar kendisini bir daha göremeyeceğim ne de olsa. Bu arada aramızda şöyle bir diyalog geçiyor:

S: Uyuma anne!

A: Uyumuyorum oğlum, sen uyandırdın ya beni.Bak uyumuyorum işte!

S: Yat anne. (ohh, canıma minnet… Uzanıyoruz ana-oğul yatağa) Muhabbet edelim anne.

A: Hadi edelim oğlum, nasılsın iyi uyudun mu?

S: Öyle diiil anne, babam gibi muhabbet edelim.

A: Baban nasıl muhabbet ediyor oğlum? “Naptın bugün Seyyaf,  anlat bakalım.”mı diyor sana?

S: Babamla muhabbet ediyoz, “naptın Seyyaf, hadi anlat bakalım” diyoo. Sen de öyle de.

A: Tamam hadi anlat bakalım, ne yaptın bugün?

S: Hahaha…

 

Statükocu işte, muhabbeti bile değiştirmiyor oğlan :)

Nisan 22, 2012 Posted by | Seyyaf'ın Günlüğü | 2 Yorum

İşe Yarar Oyuncaklar-1: Legolar

Aslında bu oyuncaklara blok oyuncaklar deniyor ama Lego markasıyla özdeşleştiği için hepimiz lego diyoruz(yani kaç kişi blok diyordur ki bilemiyorum:) ).

Seyyaf’ın ilk legolarını teyzesi almıştı. Henüz bizim oğlan bir yaşına bile girmemişti o zamanlar.”Annesi, lego alsam oynar mı Seyyaf?” diye sorduğunda “takıp çıkarmayı beceremese bile renk renk olduğu ve çok sayıda olduğu için dikkatini çekip oynayacağını” söylemiştim. Öyle de oldu.O zamanlar Seyyaf’ın bir odası olmadığı için salonda duran legoları her gün mutlaka kutusundan çıkarıp devirir, öyle sağını solunu inceler, sıkılınca da kalkıp giderdi. Eee bu da epey zaman alırdı tabi. İşe yaramaya o zamandan başlamıştı.

Sadece vakit geçirme aracı olarak işe yaramaya başlasa da önceleri, zamanla çocukların üretkenliklerini artırma adına daha fonksiyonel olmaya başlıyor. Sadece inceledikleri legoları tek tek takmayı öğreniyorlar ama çıkarmakta zorlanıyor; sonra çıkarmayı da öğrenip iyice pratik yapıyorlar. Büyüdükçe de hayal güçleri oranında şekiller üretiyorlar. Seyyaf şu an çok ezberden gidiyor. Yani uçak yaptım anne, kule yaptım anne modunda. Öyle değişik figürler ortaya çıkarıyor ya da hayal gücünü konuşturuyor değil henüz.Zaten ne kadar “statükocu”* bir oğlum olduğundan bahsetmiş miydim? Çocuk bir kere benim uçak yapışımı seyretmiş, o günden beri o uçağın şekli değişmedi. Ne zaman farklı bir şey yapmaya çalışsak “öyle değil anne-baba!” diye bize müdahale ediyor. Bu sabitlik oğlanın hayal gücünü de epey sınırlıyor. Yine de hem zaman geçirme aracı olarak, hem ortaya kendi ürettiği bir şeyler çıkınca sevinip mutlu olmalarını sağladığı için legolar çocuk olan evin vazgeçilmezi. Tek olumsuz tarafı var, parçalar çok dağıldığı için her yerden bir lego tanesi çıkıyor, kimi zaman ayağa batıyor, kimi zaman üstüne oturuyorsunuz çat diye vs. O kadar da kusuru olacak ne yapalım:)

Nasıl lego alsak peki? Biz Lego’nun legolarını almıyoruz, bence çok pahalı. Tamam kaliteli filan olabilir ama altı üstü lego, bizim velet de altı üstü 2,5 yaşında. O kadar abartmaya gerek yok, inşaat dikmeyecek:) Dede markanın blokları da çok güzel, ya da çocuk çok küçükse herhangi bir oyuncakçıdaki legoları da alsak olur. Ben geçenlerde Seyyaf’a Eminönü’ndeki oyuncakçılardan aldım, tamam kabul biraz daha dandik oluyorlar ama ucuz etin yahnisi:) (sonradan Dede almadığıma pişman oldum ama önemli değil,Seyyaf’ı hala uzun süre oyalabiliyor ve hala uçaklar yapabiliyoruz. Haticeye değil, neticeye bakalım:) ) Ben daha küçük parçalı legolar istemiştim ama oyuncakçı amca onların artık üretilmediğini, çocuklara zararlı olduğu,yutma-boğulma tehlikesi geçirildiği için üretimin yasaklandığını söyledi. Ne kadar doğrudur bilemiyorum ama bütün Eminönü’nü gezdiğimiz halde hiçbir dükkanda rastlamadığımıza göre doğru sanırım.

Yani sözün özü, her eve lego şart :)

Nisan 19, 2012 Posted by | Oyun ve Oyuncaklara Dair | 4 Yorum

Aile Uyum Seminerleri

Gelen bir maille haberdar olduğum bu seminere gidemeyeceğim için çok üzgünüm. Tarihler hiç uygun değil hamileliğin 39.haftasında benim için:( Ama siz faydalanırsınız umarım. Konu başlıkları çok ilgimi çekti ve çok faydalı görünüyor. Ayrıca konuşmacılar da öyle. Fırsat bulursanız kaçırmayın derim. Çocuklarınızla ilgilenilecek ortam da varmış. Yani bahane yok:)

Semineri İnsan Vakfı ve Enderun Derneği birlikte düzenlemiş. 4 hafta boyunca cumartesi günleri olacak. 21 Nisan-12 Mayıs tarihleri arasında.

Detaylı bilgi için siteyi ziyaret edebilirsiniz.

Nisan 18, 2012 Posted by | Duyurular ! | | 2 Yorum

Kıskançlık Sinyalleri

Seyyaf’a daha önceleri bebek geleceğini, kardeşi olacağını vs söylemedik. Henüz yaşı küçük olduğu için önceden böyle bir hazırlık yapma fikri bana biraz saçma geldi. Bir de kardeş kıskançlığı ile alakalı okuduğum yazılarda, “çocukların zaman algıları farklı olduğu için, onlara bebeğin geleceğini erkenden söylememek gerekir. Beklemekten çok sıkılırlar, ya da yanlış beklentiler içine girerler” yazıyordu. Yani bu beklenti genelde eve gelen bebeği oyun arkadaşı olarak görmek oluyor. Ve bebek bir geliyor ki daha düz bakmayı bile bilmeyen şaşı bir şey:) Ayrıca bebeğin geleceğini önceden haber vermenin bir olumsuz tarafı da çocuk bu süreç içinde anne-babayı sürekli gözlemlermiş, kendince yorumlarmış onların davranışları.

Velhasılı tüm bu sebeplerden ve en önemlisi de dediğim gibi yaşı küçük olduğundan ön hazırlık mazırlık yapmadım, mevzuya direk gireceğiz elimizde bebekle eve gelince:) Zaten öyle  “aa annenin karnı kocaman oldu, niye acaba” diye bir algılaması da yok ki açıklama ihtiyacı hissedelim. Hümü(Hümeyra) nerede oğlum diyoruz, karnımı gösteriyor. Ne sanıyorsa o Hümü’yü artık:) Geçenlerde hastane çıkışını yıkayıp hem doğum çantasını hazırlıyordum, hem de bebeğin çekmecelerini yerleştiriyordum. Yatak odasında düzen değişikliğini gören oğlum “aaa anne!” diye şaşkın şaşkın gelip çekmeceyi açınca bebek kıyafetleri gördü. “Bunlar kimin anne?” dedi. “Bebeğin oğlum, hani bize bebek gelecek ya bir tane, o giyecek bunları; ben düzelttim dağıtma tamam mı?” deyince ben, hemen odasına gidip “onlayy da benim kıyafetley(r)im, vey(r) onlayı bana, katliicam” dedi. Üzerinde zaten kıyafet olmasına rağmen onları da giymeye çalıştı. “Bak, benim de vaaay(r)” dedi. Seninkiler de çok güzel oğlum, tabi senin de var. :) Böylece sadece kıyafet mevzusunda-üstelik henüz ortada bebek yokken bile- böyle davranan oğlum, bebek geldiğinde nasıl bir kıskançlık krizine gireceğinin sinyalini vermiş oldu sanki. Allah’ım yardım et, korktuğumuz başımıza gelmesin :)

 

Nisan 13, 2012 Posted by | Çocuk Psikoloji, Seyyaf'ın Günlüğü | | 2 Yorum

“İşe Yarar Oyuncaklar” Yazı Dizisi Yakında:)

Böyle bir yazı dizisi başlatmaya karar verdim:) Bebek doğduktan sonra ona ne tür oyuncaklar alınacağı konusunda anne-babanın kafası karışıyor. Ya oyuncağın yaşı çocuğa uygun olmuyor, ya çocuğun kırıp bir kenara atacağı şeye dünyanın parası veriliyor,ya çocuk oyuncakların yüzüne bile bakmıyor. Bazı anne-babalar oyuncakçıya girince aslında çocuğa değil, kendilerine oyuncak aldıklarını sonradan fark ediyor:) Bizim velet oldu 28 aylık.Bu yaşa gelene kadar ne tür oyuncaklar bebekler/çocuklar için iyidir-ya da değildir- sadece Seyyaf’ı baz alarak yazacağım, haberiniz olsun. Çünkü her çocuk farklı olduğu için, hepsinin farklı zevkleri var. Belki okuyan annelere de fikir verir bizim oğlanın oyuncakları.

Oyuncak Alırken Nelere Dikkat Etmeli?

  • Oyuncak alırken bebeğin/çocuğun gelişimini, algısını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bazı oyuncakların üzerinde “üç yaş üstü için uygun” olduğu yazar mesela. Külliyen yalan! :) Orada sanırım maksat içerdiği parçalardan ötürü daha küçük çocuklar için sakıncalı olduğu. Bakıyorum çoğuna, 1,5-2 yaşındayken Seyyaf’ın oynadığı, çoğu şuanda işlevini yitirmiş oyuncaklar. Yani biraz üç yaşındaki çocuğa hakaret gibi olur onları vermek:) Öyleyse bence alınmalı, ama gözetim altında oynatılmalı. Tam tersi de olabiliyor bazen, yani anne-babanın aldığı oyuncak çocuğun seviyesinin üstünde olabiliyor, o zamanda erkenden eline verip sıkılmasına sebep olmanın bir esprisi kalmıyor. Yani ideal olan bence oyuncağın üzerinde yazan zamanda değil, her anne kendi çocuğunu tanıdığı için o çocuğun yapısına uygun olan oyuncağı uygun olan zamanda almak.
  • Oyuncağın maddesinden bahsetmeme pek gerek yok sanırım. Şimdi birçok anne-hele de şuan blog okuyorsa:)- bu konuda çok dikkatli. Öyle zararlı maddelerden yapılmış oyuncaklar almıyorlar. Ayrıca daha küçük zamanlarında çocuğun onu sürekli ağzına sokacağını da hesaba katmak lazım. Hani öyle boyalı moyalı ürünlerden de uzak durmalı.
  • Bu maddeyi tamamen Seyyaf’ı baz alarak yazıyorum. Oyuncağa çok para verilmemeli. bizim oğlanın araba, silah vs gibi oyuncaklarının hiçbiri sağlam değil şu anda. Oynar, sıkılınca atar kırar. Eğer onun parçalı olduğunu kazara fark ettiyse, o oyuncağın hiç kurtuluşu yok. Mesela pilli bir tabancası vardı, elinden düştüğü bir anda pil yeri açıldı ve piller etrafa saçıldı. Bunu çözdü ya, ben takıp geri versem de yerlere, duvarlara çarparak pillerine ulaşmaya çalıştı. Ben de onun akıbeti de diğerlerine benzemesin diye kaldırdım, sakladım. Zaten kırmasalar da kısa sürede sıkılacakları için o kadar para vermeye gerek yok, onun yerine çeşidi çoğaltın daha iyi.
  • Oyuncağın fonksiyonu çok önemli. Ben bir oyuncakçıya giriyorsam, ne kadar cazip de olsa asla şöyle oyuncaklar almam: Sadece vın vın süreceği bir araba! Tabi ki ben çocukla bir olmam, bana saçma ve sıkıcı gelebilir ama çocuk onunla saatlerce oynayabilir. Ama iki yaşında bir çocuk oynamıyor, en azından bizim oğlan oynamıyor! Ya da bam bam bir tabanca.Eee kaç dakika idare eder bir çocuğu? Bana öyle oyuncak lazım ki başına oturduğunda bir süre kalkmasın(legolar gibi-yakında yazısı gelecek inşaAllah).
  • Çok fazla oyuncak almamak gerek. Doyumsuzlaştırıyor falan filan muhabbetini bilmeyen kalmadı zaten. Evet ama, klasik olsa da öyle! Çocuğu o kadar oyuncağa boğarsan eline ne geçecek, daha mı mutlu edeceğini sanıyorsun çocuğu? Mesela iki tane değil dört tane arabası olursa ne olur? misafir geldiğinde işine yarar sadece, çok çocuk gelirse paylaştırırsın arabaları:) Ve bir de çocuğun üretici zihnine de ket vurursun. Bırak oğlan başka şeylerden araba, kız başka şeylerden bebek üretsin/icat etsin ne olur:)
  • Sesli oyuncaklardan evdekilerin ve gelecek misafirlerin iyiliği için uzak durulmalı. Nedense bu tür oyuncaklar çocuklara sağır muamelesi yapıyorlar, ne yüksek ses öyle onlardan çıkan! Ben hiç almadım şimdiye kadar, almayı da düşünmüyorum bir müddet daha.Sonra ben de şöyle bir saçmalığın içine düşerim: Hem çocuğa git öyle sesli oyuncak al, hem de oynarken sesinden rahatsız olup çocuğa kız. Yahu sen aldın, hani daha çok dikkatini çekiyor, oyalıyordu çocuğu, ne oldu? :)
  • Çocuğun zevklerini de düşünerek oyuncak almalı. Bizim oğlan telefon sapığıdır mesela, ona oyuncak telefonlar almak çok caziptir, yeğenim araba hastasıdır, ona da seri arabalar alınabilir mesela. Anneler bilir çocuklarının neyden hoşlanıp hoşlanmadığını. Oyuncak hediye etmek isteyen olursa da yol gösterebilirsiniz:)

Maddeler çoğaltılabilir. Aklına gelen varsa ekleme yaparsa seviniriz. Benim bunlar aklıma geldi. Ve Seyyaf doğduğundan bu yana aylara göre ne gibi oyuncaklar edindiği ve çocuklar için nelerin işlevsel olduğuna dair yazı dizimizle yakında hizmetinizdeyiz :)

Nisan 12, 2012 Posted by | Oyun ve Oyuncaklara Dair | Yorum yapın

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 42 other followers